imtiyazlı forum

Forum sitesi
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yaptığın iş kadarsın

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Kübra
Admin
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 332
Rep Puanı Rep Puanı : 884
Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 14/04/10
Yaş Yaş : 26
Nerden Nerden : Tokat

MesajKonu: Yaptığın iş kadarsın   Cuma Mayıs 07 2010, 14:33

İngilizce’de son zamanlarda çok populer olan, kitap başlıklarında bile kullanılan benim de çok severek
kullandığım ‘you are...’ ile başlayan bir kaç deyiş var. Bunlardan biri:

‘‘You are what you do!’’

Bu deyiş iki farklı şekilde kullanılıyor. Birincisi meslekî anlamda: ‘‘ne iş yapıyorsan osun!’’, ‘‘sen
çalıştığın iş kadarsın!’’

Seçtiğimiz mesleğin hayatımıza etkisi düşünüldüğünde, bu kısa cümlenin ağırlığı daha da çok ortaya çıkıyor.

Yaptığımız iş giyimimizden, saçımıza, konuşmamızdan, tavırlarımıza, yediklerimizden, gittiğimiz yerlere,
sadece yaptığımız değil gelecekte yapacağımız şeylere kadar birçok noktayı etkiliyor.

Binbir zorluklarla, yıllar süren eğitimlerden sonra
bedavaya staj yaparak veya üç kuruşa çalışarak
başladığımız iş hayatımız, zamanla değişip yoluna
girerken, bizi de değiştirip yola sokuyor. Kimimiz
işine daha çok şekil verebilirken, kimimize de iş
hayatı daha çok şekil veriyor.

İş ve yaşam arasındaki bu denge savaşı, sonunda ‘iş
yaşamı’ olarak hayatımızın büyük bir alanını kaplıyor.


Büyük şehirlerde iş ve yaşam ayrımı ya da ayrımsızlığı
daha da iç içe geçiyor. ‘Eve iş getirmek’ gibi
kavramlar bu ayrımsızlığın ne tehlikeli bir boyutta
olduğunu ispatlıyor. Ülkelerin gelişmişlik oranıyla bu
ayrımsızlık aynı oranda artıyor. Amerika, İngiltere,
Japonya gibi ülkelerde bu denge savaşı, sürekli, yolda
yürüken bile hissedilebiliyor.

Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan
İngiltere’nin başkenti Londra’da ‘zaman = para’ ilkesi
ayet gibi ezberlendiği ve de uygulaması toplumun tüm
katmanlarına yayıldığı için turistler hariç herkesi
bir panik halinde görmek mümkün. Birçok çalışan öğle
yemeklerini yolda yürürken yiyor, öğrenciler bir
servet olan üniversite paralarını karşılayabilmek için
okuldan sonra koşa koşa publara, restorantlara
çalışmaya gidiyor, kafeler henüz ofisi olmayan küçük
şirket sahiplerinin görüşmeleriyle doluyor.

Şehrin bankacılık için farklı, medya için farklı ve de
özel sağlık klinikleri için farklı bölgeleri
kullanıldığından, yaptığın iş çalıştığın bölgeden,
alnına yapıştırılmış bir etiket gibi, tahmin
edilebiliyor.

Nasıl doğduğun aile konuşacağın dili, doğduğun ülke
milliyetini, genetik geçmişin de görünüşünü
belirlerse; gittiğin okul da çalışacağın yerleri,
çalıştığın yerler gelirini, gelirin de geleceğini
belirliyor.

Peki bu döngü kırılabilir mi? Ya da en azindan
leyhimize çevrilebilir mi? Sorunun cevabı yine ‘You
are what you do!’ deyişinde yatıyor; ama bu sefer
ikinci kullanım şeklinde:

‘‘Sen yaptıkların kadarsın!’’

Bilimadamları son yıllarda ‘beynin plastikliği’ diye
bir kavramdan bahsediyorlar. Araştırmalar gösteriyor
ki beyin, kullanıldığı oranda ve de kullanıldığı
noktada gelişiyor . Hem de bu gelişme ‘ağaç yaşken
eğilir’ atasözünde denildiği gibi erken yaşlarda daha
hızlı oluyor.

Konuştuğumuz dili, doğduğumuz ülkeyi, genetik
geçmişimizi ve gittiğimiz okulları biz seçmemiş
olabiliriz ama çalışacağımız yerleri, gelirimizi ve
geleceğimizi seçmek bizim elimizdedir.

Bizi biz yapan şeyler birazda yediklerimiz,
içtiklerimiz, okuduklarımız, tanıdıklarımız,
sevdiklerimiz, nefret ettiklerimiz, tecrübe
ettikerimiz, düşündüklerimiz, izlediklerimiz,
inandıklarımız, kazandıklarımız ve hatta
kaybettiklerimiz değil midir?

Bunların hepsi de ya tercih ettiğimiz şeyler ya da
tercih ettiğimiz şeylerin sonuçları değil midir? O
zaman bunlardan ne kadarını, ne kadarlığına ve ne
şekilde yapacağımız bize bağlıdır ve bizi biz yapan
şeylerdir.

Beynimiz, laboratuvarda çalışan bir gibi kimyager gibi
sonsuz stoğundaki değişik kimyasalları karıştırıp bize
sunar. Ama ona hangi kimyasalları karıştırması
gerektiği iç ve dış etkenler tarafından iletilir. Ki
bunlar da kısmen bizim kontrolümüz altında olan
şeylerdir.

‘You are what you do!’ = ‘Sen yaptıkların kadarsın!’
adlı bir şarkıda da denildiği gibi :

‘‘Besteci olmak istiyorsan bir gitar al
Araba yarışlarını kazanmak istiyorsan araba al
Picasso olmak istiyorsan git boya al

Cennete gitmek istiyorsan ibadete başla
Terfi etmek istiyorsan işe erken git
Ödül kazanmak istiyorsan yarışmaya gir

Sen yaptıkların kadarsın!
Yapmadıkların değilsin’’

Ben hayatta sanılandan çok şeyin temelinin
alışkanlıklardan ibaret olduğuna inanırım. Buna
beslenme düzenimiz, uyku düzenimiz, gittiğimiz yerler,
sık görüştüğümüz insanlar ve hatta para harcama
oranımız dahildir.

Bilimadamları beyin için tekrarın kötü, yeniliğin iyi
olduğunu bir çok kaynakta dile getirmiştir . Siz hiç
tüm gün televizyon başında maç izleyen birinin aniden
kalkıp harika bir film çektiğini veya çok satanlar
listesine giren bir kitap yazdığını duydunuz mu? (İşi
bu olan yazar, gazeteci ve araştırmacılar dışında).
Hayır, çünkü beyin yumuşak bir hamur gibidir. Nasıl
yoğurursanız, o şekilde kalır. O yüzden
davranışlarınız alışkanlıklarınız, alışkanlıklarınız
da kim olduğunuza dönüşür. Bir süre sonra
yaptıklarınız olursunuz. Ve de yaptıklarınız kadar
kalırsınız.

O yüzden bilimadamları tekrarlardan uzak durmayı ve
değişik şeyleri denemeyi öğütlüyor. Bu sadece
beyninizi daha çok çalıştırmakla kalmayıp, uzun vadede
size farklı bakış açıları da katacaktır. Nereden mi
başlamalı? En basitlerinden: Bu paragrafı tersten
okuyun, dişlerinizi diğer elinizle fırçalayın, işe
farklı bir yoldan gidin. Bunlar sizi dahî
yapmayacaktır ama en azından içinde bulunduğunuz rutin
döngüden kurtulmanın ilk adımı olacaktır.
Sinem Ersever

------------------------------
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://imtiyazliforum.forumdizini.com
 
Yaptığın iş kadarsın
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
imtiyazlı forum  :: KÜLTÜR, SANAT, MODA :: Kişisel Gelişim-
Buraya geçin: